Hayat bazen insanın üzerine dalga dalga gelir. Önce hafif bir yorgunluk hissi başlar, ardından o yorgunluk yerini derin bir tükenmişliğe bırakır. Sonra bir bakarsınız, aldığınız nefes bile size yetmiyormuş gibi bir boğulma hissi yerleşir göğsünüze. Ve tüm bu kalabalığın, koşturmacanın içinde aniden gelen o keskin duygu: Yalnızlık.
Eğer son zamanlarda bu duygulardan biriyle ya da hepsiyle aynı anda mücadele ediyorsanız, size söylemek istediğim ilk ve en önemli şey şu: Yalnız değilsiniz ve kesinlikle yanlış bir şey yapmıyorsunuz. Modern dünya bize sürekli “başarmayı”, “güçlü kalmayı” ve “her şeye yetişmeyi” öğütlüyor. Sosyal medyaya bakıyoruz; herkes mutlu, herkes üretken, herkes hayatın şifresini çözmüş gibi. Oysa arka planda, o pırıltılı ekranların gerisinde milyonlarca insan tam da şu an sizin hissettiklerinizi hissediyor.
Yorulmak zayıflık değildir; çok fazla şeyi, çok uzun süre taşımaya çalışmanın doğal bir sonucudur. Bir makine bile aralıksız çalıştığında hararet yaparken, biz insan ruhundan hiç durmadan aynı performansla dönmesini bekliyoruz.
O içinizdeki boğulma hissi var ya… Aslında o size zarar vermek isteyen bir düşman değil. O, ruhunuzun ve bedeninizin size gönderdiği bir imdat çağrısıdır. Size diyor ki: “Lütfen dur. Sırtındaki yüklerden bazılarını yere bırak. Nefes almayı hatırla.”
Tükenmiş hissettiğimizde genellikle yaptığımız hata, daha da sertçe kendimizi zorlamaktır. “Daha çok çalışmalıyım, daha güçlü olmalıyım” diyerek ateşe körükle gideriz. Oysa tükenmiş bir ruhun ihtiyacı olan şey kırbaç değil, şefkattir.
Eğer şu an bu yazıyı okurken içinizden bir parça “Evet, tam olarak beni anlatıyor” diyorsa, gelin bugün kendimiz için küçük bir şey yapalım:
- Durmayı Bir Hak Olarak Görün: Dinlenmek, hak edilmesi gereken bir ödül değildir. Dinlenmek, hayatta kalabilmek için su içmek, nefes almak gibi biyolojik ve psikolojik bir ihtiyaçtır. Kendinize durma izni verin.
- Yüklerinizi Kategorize Edin: Şu an sizi boğan her şeyi bir düşünün. Hangileri gerçekten sizin sorumluluğunuz? Hangilerini “başkaları ne der” diye taşıyorsunuz? Sorumluluk alanınızı daraltın. “Hayır” demek, kendinize verdiğiniz bir “evet” sözüdür.
- Duyguyu İtmek Yerine Ona Alan Açın: Yalnız hissettiğinizde kendinizi hemen bir meşguliyetin içine atmayın. O yalnızlığın içine oturun ve kendinize sorun: “Şu an neye ihtiyacım var? Bir dosta mı, sessizliğe mi, yoksa sadece anlaşılmaya mı?”
Değerli dostlar, her günümüzün harika geçmesini beklemek, doğanın kanununa aykırıdır. Kış olmadan bahar gelmez, fırtına patlamadan hava berraklaşmaz.
Şu an hissettiğiniz o ağır duygular, sizin kim olduğunuzu belirlemez. Onlar sadece şu anki hava durumunuzdur. Ve unutmayın, hava ne kadar kapalı olursa olsun, bulutların arkasında o gökyüzü her zaman mavidir.
Bugün kendinize bir iyilik yapın: Derin bir nefes alın, omuzlarınızı düşürün ve kendinize fısıldayın: “Yoruldum, bu çok normal. Ama geçecek. Ve ben bu yolda yalnız değilim.”
YAZAN: DİLARA KARABACAK