Kumar bağımlılığı, literatürde patolojik kumar oynama veya DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) sınıflandırmasındaki güncel adıyla kumar oynama bozukluğu olarak tanımlanır. Bu tablo, olumsuz sosyoekonomik, mesleki ve ilişkisel sonuçlarına rağmen bireyin kumar oynama dürtüsüne karşı koyamamasıyla karakterize, kronik ve tekrarlayıcı bir davranışsal bağımlılıktır. Geçmişte dürtü kontrol bozuklukları kategorisinde ele alınmış olsa da, nörobiyolojik ve davranışsal mekanizmalarının alkol ve madde bağımlılığı ile gösterdiği yüksek paralellik nedeniyle artık maddeyle ilişkili olmayan bağımlılıklar alt kümesinde sınıflandırılmaktadır.Bilişsel boyutta, patolojik kumarbazların düşünce sisteminde belirgin bilişsel çarpıtmalar ve illüzyonlar hakimdir. Bunların başında “kumarbaz safsatası” (gambler’s fallacy) gelir; birey, geçmişteki bağımsız rastlantısal olayların gelecekteki sonuçları etkileyeceğine inanır (örneğin, üst üste siyah geldiyse bir sonraki turun kesinlikle kırmızı geleceği yanılgısı). Ayrıca, olası bir kazancı kendi yeteneklerine ve stratejilerine atfederken (kontrol illüzyonu), kayıpları şanssızlık gibi dışsal etkenlere bağlama eğilimindedirler. Bu durum, kayıpların peşinden koşma (chasing) davranışını tetikler; birey kaybettiği parayı geri kazanmak için kompulsif (zorlayıcı) bir güdüyle oynamaya devam eder ve kısırdöngü derinleşir.
Dürtüsellik (impulsivity) ve yürütücü işlevlerdeki zayıflık, tablonun prefrontal korteks ile ilişkili boyutunu oluşturur. Prefrontal korteksteki inhibitör (baskılayıcı) kontrolün zayıflaması, bireyin uzun vadeli zararları öngörebilmesine rağmen anlık ödülü erteleyememesine (gecikmeli ödül indirimi / delay discounting) yol açar. Kişi, gelecekteki büyük bir finansal ya da sosyal yıkımı göze alarak, şimdiki anın riskli ve küçük haz potansiyelini seçer.
Tedavi protokollerinde çok boyutlu bir yaklaşım esastır. Psikoterapötik süreçte, yukarıda bahsedilen hatalı inanç yapılarını ve şemaları yeniden yapılandırmayı hedefleyen Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) en yüksek ampirik (deneysel) kanıta sahip ekoldür. BDT ile bireyin tetikleyicileri (uyaranlar) tanımlanır, aşerme (craving) anlarıyla baş etme becerileri geliştirilir ve finansal yönetim algısı stabilize edilmeye çalışılır. Ayrıca, bireyin değişim karşısındaki ambivalansını (ikircikli hislerini) çözmek için Motivasyonel Görüşme tekniklerinden yararlanılır. Farmakoterapi boyutunda ise dürtüselliği baskılamak ve ödül mekanizmasını regüle etmek adına opioid antagonistleri (örneğin naltrekonks) ile eşlik eden duygudurum bozuklukları veya anksiyete için SSRI grubu antidepresanlar klinik tablonun seyrine göre psikiyatristler tarafından sürece dahil edilebilir.
Kumar oynama bozukluğu, iradenizin zayıflığıyla ya da bir karakter kusuruyla ilgili değildir; bu, beynin ödül ve kontrol mekanizmalarını doğrudan etkileyen psikolojik ve nörobiyolojik bir rahatsızlıktır. Bu yüzden şu an kendinizi suçlu, çaresiz ya da sıkışmış hissetmeniz çok normal, ancak yalnız değilsiniz ve bu durum aşılabilir bir süreç.İlk seansımızda amacımız sizi yargılamak ya da hemen kesin çözümler dayatmak değil; bu davranışın hayatınızda hangi boşluğu doldurduğunu, hangi duygulardan kaçış yolu olduğunu ve sizi bu döngüye iten tetikleyicileri birlikte anlamak.Bu mekanik önlemleri alırken, biz de seanslarımızda Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemleriyle zihninizin size oynadığı oyunları (örneğin kayıpları geri kazanma yanılgısını) masaya yatıracağız. Bu uzun soluklu bir yolculuk; zaman zaman zorlanabilirsiniz, hatta gerilemeler yaşanabilir. Önemli olan mükemmel olmak değil, dürüstlükle bu yolda yürümeye devam etmektir.
Geçmişteki kayıpları geri kazanmanın yolu kumar masasına dönmek değil, hayatının kontrolünü yeniden eline almaktır; çünkü kumar, sadece paranı değil, geleceğini de borçlandırır.
YAZAN: PSİKOLOG DİLARA KARABACAK